Ukrayna'da kısmi ateşkes için görüşmeler, Riyad'da başladı. Washington, Suudi Arabistan'da somut ilerleme sağlanabileceğinden umutlu iken, Kremlin barışa ulaşmanın uzun bir yol olduğunu düşünmekte.
Ukrayna barış sürecini değerlendiren Siyaset Bilimci Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, ABD'nin Çin'e karşı daha etkili bir politika yürütebilmesi için Rusya-Ukrayna barış antlaşmasının mümkün olan en kısa sürede yapılmasının önem arz ettiğini ifade etti. Ağca, "Riyad'da, Ukrayna'nın da iştirakiyle nihai barış antlaşmasının imzalanacağı düşünülmektedir. Barış karşıtı bir duruş sergileyen Avrupa'nın ise barış görüşmelerinde etkin bir aktör olamayacağı değerlendirilmektedir." şeklinde konuştu.
Ağca, "Bu gelişmeler, İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşturulan Yeni Dünya Düzeni'nin çökmekte olduğunu ve yeni bir 'Dünya Düzeni' kurulmasına ihtiyaç olduğunu göstermektedir." dedi.
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Fehmi Ağca, Ukrayna barış sürecini detaylı bir şekilde değerlendirdi.
Ukrayna ile Rusya arasındaki barış görüşmelerinde neler oluyor?
Barış sürecinde yapılan toplantıları değerlendiren Dr. Ağca, Şubat ayındaki barış görüşmelerine Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski'nin çağrılmamasının, o dönemde ABD Başkanı Trump ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasında yapılacak barış antlaşmasının temel koşulları üzerinde önce kendi aralarında uzlaşma isteğinden kaynaklanmış olabileceğini belirtti. Ancak, Zelenski'nin ya da Ukrayna heyetinin tamamen göz ardı edilmesinin rasyonel olmadığını vurguladı.
Suudi Arabistan'da yapılan ilk görüşmelere Zelenski'nin davet edilmemesi
Bazı Avrupa devletlerinin liderleri ve Türkiye Cumhurbaşkanı'nın, Ukrayna olmadan barış görüşmelerinin yürütülmesinin uygun olmadığını ifade ettiğini hatırlatan Dr. Ağca, "Suudi Arabistan'da yapılan ilk görüşmelere davet edilmemesinin ardında, ABD'nin görüşmeleri kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek istemesi olabilir." dedi.
Putin'in dış politikada birinci önceliğinin Ukrayna'da işgal ettiği topraklar, özellikle Kırım'ın, kendi egemenliğine geçmesi olduğunu belirten Ağca, bunun uluslararası bir antlaşma ile kayıt altına alınmasının gerektiğini de sözlerine ekledi.
Trump’ın Zelenski’yi diktatör olarak nitelendirmesi
Dr. Ağca, Trump’ın Zelenski’yi diktatör olarak nitelendirmesinin arkasında, Zelenski üzerinde politik ve psikolojik baskı kurarak, Ukrayna'nın değerli madenleri üzerinde ABD'nin hak sahibi olacağı bir anlaşma yapmak için Zelenski'yi zorlamak olabileceğini de kaydetti. "Zelenski’nin bunu kabul ettiği yönünde medyada çıkan haberler bunu teyit etmiştir." açıklamasında bulundu.
Ağca, Zelenski'nin ABD'nin çıkarları doğrultusunda politikalar takip etmiş olabileceğine dikkat çekerek, "ABD’nin yüzbinlerce Ukraynalı askerin bu savaşta ölmesini ve milyonlarca sivilin Avrupa ülkelerine göç etmesini önemsememiş olması muhtemeldir." dedi.
Dahası, ABD'nin, Ukrayna'nın NATO üyesi olamayacağı yönündeki açıklamalarının Zelenski'nin "Ukrayna NATO üyesi olursa görevimi bırakırım." söylemini etkisiz kıldığını belirten Ağca, bu durumun Rusya-Ukrayna arasında kalıcı bir barışı engelleyebileceğini ifade etti.
Rusya Ukrayna savaşı ve barış umutları
Dr. Ağca, ABD'nin Çin'e karşı daha etkili bir politika yürütebilmesi için Rusya-Ukrayna barış antlaşmasının mümkün olan en kısa sürede yapılmasının önem arz ettiğini kaydederek, "Bazı AB üyesi ülkeleri aksi yönde açıklama yapsa da, Rusya ve Ukrayna halklarının da barıştan yana olacağı dikkate alındığında, yakında bir barış antlaşmasının imzalanması değerlendirilmektedir." dedi.
Riyad'da devam eden görüşmelerin etkisi
Riyad'da yapılan toplantıyı da değerlendiren Ağca, "Zelenski'nin ABD ile değerli madenlere ilişkin anlaşmayı imzalamadan ayrılması ve ardından İngiltere'deki Ukrayna'yla dayanışma toplantısında Avrupalı liderlerin destek vermesi, uluslararası kamuoyunda yanlış bir algıya neden olmuştur." dedi.
Ağca, ABD'nin silah desteği olmadan Ukrayna'nın savaşı devam ettiremeyeceğini belirterek, Avrupa'nın yeterli askeri destek sağlayamayacağının altını çizdi. "ABD'nin bütün çabasının küresel ölçekte ekonomik çıkarlarını korumak olduğu söylenebilir." dedi.
Sonuç olarak, Riyad'daki görüşmelerin, Rusya ve Ukrayna arasındaki kalıcı bir barış anlaşmasının esaslarını belirlemeye yönelik bir çaba olarak değerlendirildiğini belirten Dr. Ağca, "Nihai aşamada, Ukrayna'nın da iştirakiyle nihai barış antlaşmasının imzalanacağı düşünülmektedir." diye ekledi.